27 Mart 2010 Cumartesi

Yaşamak Uğraşı









Bak ömür nasıl geçiyor dört duvar arasında...
Neden küf kokuyor zihnim...
Zor bu durumda yaşamak uğraşı...
Vururken ellerimi duvarlara, neden akmaz kanım...

Ateşler neden sönmez bunca yağmurda...
Neden taşmaz yüreklerimiz...
Ölümün korkusuymuş, Yaşam korkusuymuş...
Bırak hayatı unutsunlar!

Akmaz sularım zemheri karanlıklarında...
Kekik kokulu tepelerimden yansıyan güşe...
Kaldırım rengi hayatım...
Asfalt karası tırnaklarrım..

Titrek ellerim... Zor bu durumda yaşamak uğraşı...

26 Ocak 2010 Salı

Yalnızlık-2-


Aman Allahım bu ne yağmur böyle... İnsanlara bak nasıl da kaçışıyorlar... Durun be yağmur bu ... Az biraz ıslanın ne olacak... Tam da yeni aşıklar için bir hava... Bina saçaklarına toplandı herkes... Nekadar önemliyse, ıslatın beni yağmurlar...

Amanın bu güzel bayanda kim... Acaba ne alcak alacak... Yanına gitmelimiyim... İlgiliymiş gibi mi yapmalıyım... Hayır ozamanda çok bilmiş görüncem... Arkasından yaklaşmalıyım... Evet tıpkı o tiyatrodaki gibi...


-Pardon bayan... Lütfen arkanızı dönmeyin... Çok güzelsiniz benim yüzümü görmenizi istemiyorum... Belki beni çok yakışıklı bir beyefendi zannedersiniz... Sevgilim olsa sizin için aldatırdım... Lütfen arkanızı dönmeden yürüyün...
Ben bir yazarım, beş parası olmayan, kendi halindeki yazarlardan... Şu insanları görüyormusunuz nasıl da kaçışıyorlar... Oysa bu yağmur tam aşık olmak için... Emin olun nemlenmiş buğday sarısı saçlarınızı okşamak isterdim...
Diye devam ederken buğday renkli saçları olan bayan bir apartmanın önünde durdu... Sağ elini yavaşca kaldırıp salladı... Bir daha göremeyeceği bayanın peşini bırakıp gitti... Belki birdaha görebilirdi... Kim bilir birdaha nerede karşısına çıkacak...

24 Ocak 2010 Pazar

Yalnızlık -1-


Yine sabah üzere yatağımdan kalkmalıyım artık... Bu binananın tentesi delirtecek beni yine bu ne ses? Allahım yağmurmu yağıyor yine... Gitmem gerek bu şehirden... Dışarısı nekadar soğutur kim bilir?

Hafiften azalınca dışarıya çıtkı... Siyah bulutlar çökmüştü yine üzerine deniz dalgalı... Şehir merkezine giden uzun bir yol var daha... Bir lira vermemek için şehir merkezine yürüyen adam... Adam yazar iyi gelirdi hem yürümek...

Nekadar az insan var... Nedir bu yağmur... Yağmur bu şehri nekadar yıkayabilir Allahım... Denizin karası bukadar mı nüfüz eder bir şehre... Toprağın altı gibi üstüde kara... Uzuun bir yolculuğa başladım... Kömürsel alanda dolaşıyorum... Savaşdan çıkmış bir maden kasabası gibi... Çok soğuk hava... Sesler renkler kayboldu...

Salvatore Quasimodo





Alevlerin alacakaranlığında
aydınlık ellerini özlüyorum:
meşe kokan, gül kokan,
ve ölüm. Eski kış.

Diye başlayan bir kış şiiri... Eski kışmı demeliyim... Salvatore Quasimodo'nun sevdiğim bir şiiridir... Nobel ödülünü ne kadar hak ettiğini gösteriyor... şiirin devamı...


Kuşlar yem ararken, birden,
karın altında kaldılar;
sözcükler de öyle.
Biraz güneş, aynası bir meleğin,
sonra inen sis, ağaçlar ve biz
sabahın soluğundan yaratılmış.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Yedikule'de Dans


Bir genci katletmişler Yedikulede...
Bir Yedikuleden feryat yükselmiş...
Bir yedi tepeden...
Ne Rum kızın gözü kalmış...
Ne de katil ellerin...

Benimle dans et kanlı Yedikule gecelerinde...
Soğuk taşları iyice hisset...
Soğuk nasırlı ellerimi...
Gözlerinin sadece beyazıyla bak...

Zindanların ardına geçir...
Pas koksun nasır eller...
Bir işaret bırakması lazım...
Benim ellerim her gece pas kokar...


Mustafa Bugra Güleç...




Süpriz oldu bu gece


Bu gece birkez daha ne kadar kör olduğumu anladım... Hiçbirşeye zamanındaki verilmesi gereken kıymeti vermemişim... Belki akıl noksanlığı belki çıkarsızlık ilişkisi...
Herkes kalkmış yerinden uçmuş gitmiş... Ben hala aynı yerde belki biraz daha gerideki adam olmuş kalmışım...
Birşeyleri değiştirmenin zamanı geçeli baya geçmiş gibi gözüküyor...

27 Aralık 2009 Pazar

ÇAY&SİMİT

Sabahları içilen 2 bardak çay-simit keyfi... Arkadaşlarla gereksiz konularda muhabbet...
Güzel bir manzara oturta bilmek bunların yanına... Keyifler yerinde birazda... Eski arkadaşlar hala unutulmamış zamanlar, dostlar... Hala muhabbetler keyifli... Hala çayı bir yudum içtikten sonra soğutuyoruz...

Hiçbir zaman unutamıycağım birkaç dostlukdan başka birşeyim... Yardım, cömertlik, insanlık hali...

MUSTAFA BUĞRA GÜLEÇ
 
Copyright 2009 SKALONGA
Mustafa Buğra Güleç... Skalonga.blogspot.com isimli sitede çeşitli yazılar yayımlanmakta ve otomatik olarak 5846 Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun olarak koruma altına alınmaktadır. Bunun içindir ki; yazılı, basılı, görsel ve sanal ortamda yazarın izni olmadan ya da altında yazarın ismi belirtilmeden asla kullanılamaz | 1024x768 çözünürlük İE7, Maxthon, Opera ve Mozilla